Pazar, Ağustos 17, 2008 · Kategori: Yaşamın içinden

Haydi gülün! GÜLMEK ilaçtır..

MİZAH GENÇLEŞTİRİR


Stres ve hüzün insanı ne kadar çökertirse, neşe de o denli canlı, genç, çekici ve sağlıklı tutar.

 

Güzellik, çekicilik, sevimlilik, neşe, samimiyet, canlılık veya hüzün…

Size bunlardan sadece birisini seçmek zorundayız desem, hangisini alırdınız?

Yaşam boyu hangisiyle birlikte yaşamak isterdiniz?

Bana kalsa, “neşe”yi alırdım..

 

Neşe varsa zaten güzellikte eksik kalan yanımla barışık olduğumu var sayarım. İhtimal ki o çok güzellerin yüzü zamanla bozulmaya başlayınca “neşeli ben” hala iyi görünmeye devam ederdim.. Çünkü stres ve üzüntü insanı ne kadar çökertirse, neşe de o denli canlı tutar. Neşe, espri, mizah hiç de öyle boşa atılmayacak bir gençlik aşısı yerine geçer.

 

SEÇİM SİZİNDİR
Evet, bir bakıma hayat zordur.  İstersek her gün yanıp yakılacak sayısız neden bulabiliriz. Veya sorunlarla biraz da şaka yapabiliriz. Seçim, her şey bir seçim meselesidir. Kader belki de seçimdir..

MİZAH GENÇTİR

Mizah yaşamın tüm zorluklarını hafifletir. Olayların sizi ezmesini, çökertmesini önler, iyimserliği besler. Siz iyimser olursanız hiç kuşkunuz olmasın hayat da iyiye gider..
Dahası; Kaşlarınız çatılmaz, gözlerinizin altı çökmez, avurtlarınız gülücüklerle dolgun kalır, etrafınız sizi seven insanlarla dolup taşar.. Tabii bunlar dış görünüşe dair sonuçlardır. İçinizde de hormonlarınız daha ahenkli çalışır, sindirim sisteminiz kasılmaz, damarlarınız kolay kolay tıkanmaz ve biyolojik yaşınız çok daha yavaş ilerler..

1. GÜNE GÜLEREK BAŞLAYIN

Yüzünüzdeki tebessüm sizi içinizden gelen bir iyilik hissi ile dolduran ve ağrı eşiğinizi yükselten endorfinleri yükseltir. Yani güler yüzün farklı bir kimyası vardır. O gülücük sahici bir keyfe işaret eder. Kahkahalar, sevinçler size kolayca ulaşır, stres faktörleri yaklaşmaktan çekinir..

2. DIŞARIDAN BAKIN

Baş edilmesi güç bir durumla karşılaştığınız zaman bir adım geri çekilin ve bir an için olaylara dışarıdan bakın. Kendinize de dışarıdan bakın. Kim bilir, belki de durumun o kadar karmaşık olmadığını görürsünüz. Kendinizi, olayları komik bile bulursunuz..

3. SIKICI OLAYLARDA KAYBOLMAYIN

Diyelim ki trafik tıkandı veya bir devlet dairesinde yahut market kuyruğunda uzun bir sıra var. Hatta ameliyathanenin kapısında sevdiğiniz birisinin çıkmasını bekliyorsunuz. Belki de dişçi sandalyesinde oturmaktasınız. veya spor yaparken düştünüz!


Geçer biliyorsunuz değil mi? Her şey geçer! Bunu kendinize hatırlatın. Hoşunuza giden şeyleri düşünün; dişlerinize baktıracak veya hastanızı ameliyat ettirecek olanağınız olduğunu ve bu nedenle talihli olduğunuzu. Bunları kutlayın, bitince nasıl rahatlayacağınızı düşünmeye odaklanın.. 


4. ARKADAŞLAR SİZİ ÇOĞALTMALI

Bazı insanlar dertlerini anlatırlar, anlatırlar. Siz de kendinizi parçalarsınız onlara çözüm bulmak, bir nebze neşelendirmek için. Sonra bir de bakarsınız ki yıllar geçmiş, o insanlar kendilerine dert bulmaktan hiç vaz geçmemişler. Burada düğmeye basmanız, uyanmanız gerekir. Çünkü bu kesinlikle eşitsiz bir ilişkidir.
Sürekli karşınızdakini beslerken, sizi yavaş yavaş tüketir. Oysa birlikte eğleneceğiniz, güleceğiniz, yaşamın zorluklarını hafifleteceğiniz ilişkiler iki tarafı da besler.    

5. HAYAT BİR OYUNDUR ASLINDA..

 Bugün, dün değil, yarın değil, sadece bugün! Sayın bakalım başınıza kaç tane sinir bozucu olay geldi. Kaç kere beklenmedik bir telefon çaldı, kaç kere saçmalık oldu, sizden kaç kere aşırı isteklerde bulundular, sizi kaç kere anlamadılar vs vs vs..  Bu liste harikadır! Elinizde olmayan tatsızlıklara dışarıdan bakmanızı ve onları nasıl olsa atlatacağınızı fark etmenizi sağlar. Ve strese karşı dayanıklılığınızı arttırır .


6. EĞLENCELİ FİLMLER, KİTAPLAR, SİTELER..


Biliyor musunuz, kanser tedavilerinde bile hastalara komik film seyretme ev ödevi verilir. Dikkat ederseniz, böyle senaryolarda karikatürize edilen şeyler genelde başımıza geldiğinde bizi deli eden şeylerdir. Filmdekine güldükçe, kendi hayatımızdaki zorlukların da yükü hafifler. Karikatürler ve gülünç hikayeler de öyledir. En büyük felaketler gülme malzemesine dönüşürler. Ve size ışık tutarlar, hayatınızı aydınlatırlar..

 

Derler ki, ağlatan bir sanat eseri yapmak, güldüren bir eser yapmaktan daha kolaydır. Çünkü ağlatmak daha kolaydır. Ama gülmek daha iyidir. Kara mizah bile olsa, dudağınızdaki tebessüm size iyi gelir. Hiç kuşkunuz olmasın..

 

HAFİF STRES YARARLIDIR
Stresi gözümüzde büyütmemek lazım. Gerilimler, aceleler, açmaz gibi görünen engeller, sıkıntılar yaşamın tamamen normal bir parçasıdırlar. Biraz stres insanı motive eder, harekete geçirir ve canlı tutar. Stresin fazlası aslında sizin ona tepkinizin miktarı ile ilişkilidir. İşte o zararlıdır..  Yani stres bir bakış açısı meselesidir..

 

GÜLMEK BİZİM ŞANSIMIZ
Bütün canlılar içinde içgüdüsel olarak gülebilen tek varlık insandır. Bilirsiniz bebekler doğduğu andan itibaren gülümsemeyi bilirler.  Kimse ona öğretmeden içgüdüsel olarak gülümserler.

Kahkaha ise içimizde toplanan enerji ve heyecanı boşaltır.  Güldükten sonra derin bir gevşeme oluşur.  Bilinç altı kontrol kısmen de olsa rahatlar.

 

Depresyon bağışıklık sistemini bozarken, gülmek ise stres hormonu olan kortizol miktarını düşürür, kandaki hemoglobin miktarını artırır.  Ayrıca tüm solunum, dolaşım, kalp damar ve sinir sisteminde olumlu gelişmeler yaratır.  Gülmek, neşe, bir çok hastalığa karşı direnci artırır.

 

Güldükten sonra vücut ısısı kısmen artar ve vücut toksinleri dışarı atar. Aynı spor gibi gülmekte bütün kasları harekete geçirir. Bir dakika gülünce 40 kez derin nefes almış gibi oluruz.15 dakika gülmek 1 saatlık sporla kıyaslanabilir..

 

Gülmek kalp krizini de önler. Çünkü kalp için masaj yerine geçer. Sindirim sistemin çalışmasını sağlar dolayısı ile kabızlığı önler.

 

Gülmek endorfin salımına yardımcı olur dolayısı ile ağrı kesicidir.  Neşeli ve gülen kişilerde kanser hastalığına rastlama oranı daha düşüktür.

Dr. Yasemin Fatih Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03

http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato'ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Cuma, Ağustos 15, 2008 · Kategori: Kalıcı makyaj

Kalıcı makyaj yaptırın, yıllarca keyfini sürün..


Doğal, sade ve koşulsuz güzellik!


Her an, her yerde ve her koşulda, akmadan, bulaşmadan, uğraşmadan, daima makyajlı...

BU KONUDA MERAK ETTİĞİNİZ HERŞEY!

Doğal güzelliğin ölçüsü,  ‘’sabah yataktan kalktığında’’  veya ‘’duştan çıktığı anda’’ nasıl göründüğüdür.  Doğrusu çocukların dışında hiç kimse günü karşılarken pek parlak görünmez!  Bundan başka  spor yaparken, koşarken, yüzerken veya iş yaşamı içinde gün boyunca makyaj taşımak da özen gerektirir. Çağımızın özgür ruhlu genç kadınları, çantalarındaki aynaya ve allıklara bağımlı olmayı tercih etmezler.  Ne makyaja  ne de kuaföre  vakit ayırmaktan  hoşlanmazlar. Saçlarına  biyoform yaptırıp  tarağa ve föne veda ederken, her an yaşama hazır olmak isterler.  Tabii bütün bunlar çağdaş kadının güzel görünmekten vazgeçtiği anlamına gelmez. Tam tersine güzelliği koşulsuz ve en doğal haliyle arar . 

Kalıcı makyaj, her şart altında bakımlı  olmak isteyenler için  biçilmiş kaftandır.  Duşun altında dahi yerinde duran hafif sürme, dudak kontürü, vurgulanmış kaşlar  onu yıllarca terk etmez !

Günümüzden 5000 yıl önce,  eski Mısır’lıların kalıcı makyaj  yaptıkları bilinmektedir. Kalıcı makyajın  tıbbi adı ‘’intradermal-pigmentasyon’’ dur.  Bu uygulama bir tür dövmedir. Ancak kalıcı makyajda kullanılan makineler  dövmeden farklıdır, ayrıca iğneler  çok incedir ve mürekkep yerine pigment enjeksiyonu yapılır.

Pastel  bir çerçeve
Kalıcı makyaj gözlere, kaşlara,dudaklara uygulandığında onları  sadece belirginleştirir.  Normal makyaj gibi abartılı değildir. Kalıcı makyaj  yüzdeki  ifadeyi netleştiren bir çerçevedir. Kalıcı makyaj cildin yüzeyine yapılmaz. Deri altına pigment (renk hücreleri) enjekte  edilerek yapılır.  Bu pigmentler derinin altında kaldığı için  soluk  ve mat görünür.  Bu pastel görüntü  kalıcı makyaja yumuşacık bir doğallık verir. 

Kalıcı makyajı tercih edenler:
Kalıcı makyaj herkese uygulanabilir. Özellikle makyaj yapmaya vakit bulamayan aktif kadınlar, sporcular, sanatçılar, kontakt lens kullananlar ve hipermetrop gözlük taşımak zorunda olanlar,  kalıcı makyaja  daha fazla ihtiyaç duyarlar.

Örneğin sarışın ve beyaz  tenli bir insanın kirpikleri,  kaşları siliktir.  Yüzdeki tüm renklerin birbirine yakın tonlarda olması ona soluk bir ifade verir. Bu solgunluğu yok etmek ve ifadeyi belirginleştirmek için, günlük yaşamda  gözlere göz kalemi veya eye-liner, kaşlara hafif bir kaş kalemi ve dudaklara ince bir kontur çizilmesi gerekir. Ve tüm bunlar gün boyunca en az bir-iki kere tazelenir.  Kalıcı makyaj  bu uygulamaların  dayanıklı bir  hale getirilmesidir.  Her an, her yerde ve her koşulda, akmadan, bulaşmadan, uğraşmadan, makyaj yerinde durur.

Kusurların düzeltilmesi ve kamuflaj
Öte yandan kirpik ve kaşları seyrek  veya renksiz olanlar, düşük  kaşlar, ince dudaklar,  alopesi hastaları, kaşlarında yara izi olanlar, doğuştan veya  sonradan dudaklarında  şekil veya renk sorunu olanlar , kanser veya  silikon implantı operasyonu sonrasında meme başında deformasyon oluşan insanlarda,  kalıcı makyaj görünümü büyük ölçüde düzeltir.

Kalıcı makyaj ve dövme
Kalıcı makyaj bir  tür dövmedir. Ancak  tekniği oldukça farklıdır. Klasik dövmeler mürekkep boyalarla yapılır. Mürekkep  yüze uygulandığı zaman,  hem alerjik reaksiyonlara neden  olabilir hem de zaman içinde kaybolmayacağı için daha sonraki yıllarda, başka uygulamaların yapılmasına  engel olur. Kalıcı makyajda ise  doğal pigmentler kullanılır. Bunlar zamanla vücut tarafından yavaşça eritilir. Kalıcı makyaj  için farklı makineler ve  çok ince iğneler kullanılır.  Kıl kadar ince  iğnelerle, en hassas çalışmalar yapılabilir.

KALICI  MAKYAJLA GÜZELLEŞMEK


Kalıcı makyaj  son derece doğal bir görünümle yüzdeki  kontrastları arttırır,  hatlarını belirginleştirir, bazı kusurları giderir .  Gündelik yaşamda ve her şart altında bakımlı görünmeyi  sağlar. Ancak etkisi  bir gece makyajıyla , eye-liner’la  veya parlak renkli rujlarla kıyaslanamaz. Gerektiğinde veya istendiğinde  üzerine klasik makyaj  yapılabilir.

Kaşlar
Bazı insanların kaşları düşüktür.  Bu tip kaşlar yüze acıklı ve bezgin bir ifade verir.  Bazen de kaşlar seyrekleşir veya  dökülür. Kimi insanlarda ise  kaşların rengi  beyaza yakın olur ve adeta yokmuş gibi görünür.  Ayrıca kaza veya ameliyat sonucunda oluşan yara izleri kaşları şekilsiz bir hale getirebilir. Tüm bunlar ve benzeri  durumlarda, kaşlara kalıcı makyaj uygulanması, sorunları büyük ölçüde giderir. Öte yandan, olgun insanlarda kaşları hafifçe yükseltmek (lifting effect) yüze daha genç bir ifade verir.

Uygulama öncesinde,  kaş bölgesi lokal anestezik bir kremle 30-45 dakika süreyle uyuşturulur. Kalıcı makyaj için doğal kaş rengine uygun renkte pigmentler kullanılır.  Kaş makyajlarında  siyah rengin kullanılması tercih edilmez. Siyah zamanla gri bir renk alır ve doğallıktan uzaklaşır. Cilt rengine göre seçilen kahverenginin farklı  tonları çok başarılı sonuçlar verir.

Kalıcı kaş makyajı deri altına  işlenirken, kıl inceliğinde  ve kaş telleri gibi birer birer çalışılır.  Bu ince teknik sayesinde,  özellikle seyrek kaşların  arasına yapılan kalıcı makyajlar, son derece doğal görünür.  Hiç kaşı olmayanlara yapılan makyajlar ise sadece  çok yakından  bakıldığında belli olur.

Kalıcı makyaj  kaşları yükseltmek veya şekil değiştirmek amacıyla  yapılıyorsa, abartılı modellerden kaçınmak  gerekir.  Bu makyajı daha sonra değiştirmek veya çıkarmak oldukça zahmetli ve uzun bir iştir. En doğrusu, yüzünüze ve mesleğinize yakışacak, sonradan  pişman olmayacağınız,  doğal bir kaş yaptırmaktır.  

Eye-liner

Kalıcı eye-liner, üst ve alt göz kapaklarındaki kirpiklerin  içinden yapılır. Göz kapakları lokal anestezik bir kremle yarım saat uyuşturulduktan sonra,  makyaj uygulanır.

Kalıcı  eye-liner kalemle yapılan  sürmeler kadar kalın ve koyu olmaz. Cildin içinde kalan pigmentler soluk bir çizgi oluşturur ve  gözleri  belirginleştirir.


Eye-liner’da  muhtelif renkler kullanılabilir. Renk seçerken,  uzmanınızın deneyim ve öngörüsüne kulak vermelisiniz. Normal eye-liner veya göz kalemiyle sürülen boyalar cildin yüzeyinde olduğu  için parlak ve çok koyu  görünür. Kalıcı makyajda,  pigmentler cildin içinde kaldığından, sürmenin rengi  daha mat ve daha soluk  bir siyahlıkta olur. Bu pastel gölge veya sürme, kirpikleri az yahut seyrelmiş olan gözlerin ifadesini çok geliştirir.

Dudak kontürü
Dudakların çevresine yapılacak ince bir kontür ; dudakları daha dolgun gösterir,  hatlarını belirginleştirir ve çevresindeki kırışıklıkları kamufle eder.

Dudak çerçevesi için renk seçimini uzmanla birlikte yapmalısınız.  Genellikle doğal  dudak renginden yarım ton koyu bir kontür  uygun olur.
  Böylece kusurlar örtülürken, doğallığın korunması ve  dudakların ruj sürülmediği zamanlarda bile dolgun görünmesi sağlanır. Dudakta renk boşlukları veya yara izi olduğunda, kalıcı makyaj mükemmel bir kamuflaj yaratır.

Üst dudak makyajında, doğal çizginin fazla aşılmaması gerekir. Hasta bu konuda ısrar edecek olursa, sürekli ruj kullanmak zorunda kalır çünkü fazla doldurulan dudak kontürü makyajsızken doğal görünmez.

* Dudaklarında uçuk (herpes simplex)  çıkan hastalarda,  işlemden  önce  hazırlık yapmak gerekir.  Bunun için uygulamadan 1 hafta önce  özel  bir krem kullanılarak  dudaklar işleme hazırlanır. Bu  tedavi önemsenmeden kalıcı makyaj yapılırsa, büyük bir ihtimalle hasta yeniden uçuk çıkarır ve renk pigmentleri daha yerleşmeden, düzensiz bir şekilde atılır.

Dudak kontürü için kalıcı makyaj  uygulamalarından önce, genellikle uyuşturucu  bir krem sürülerek 30-45 dakika kadar duyarlığın azalması beklenir. Doktor uygun görürse, enjeksiyonla da uyuşturma yapabilir.

Ariola onarımı

Göğüs ameliyatlarından sonra meme başında  depigmentasyon veya asimetri oluşabilir. Bazı meme kanseri ameliyatlarında  meme başı tümüyle alınır. Bu durumda  kalıcı makyajla yeniden meme başı yaratmak mümkündür . Meme başı estetiğindeki birçok sorun,  kalıcı makyajla  kamufle edilebilir. Memedeki tüm işlemler lokal anestezi ile yapılır.

Kamuflaj
Vitiligo veya benzeri rahatsızlıklar sonucunda, ciltte meydana gelen  depigmentasyon (cildin belli yerlerinde rengin açılmasıyla oluşan lekeler),  kalıcı makyaj ile kamufle edilebilir. Bu işlemde en  önemli faktör,  rengin  doğru  seçilmesidir.  Doğal rengi tam olarak tutturmak mümkün olmasa bile,  beyaz lekeleri cilt rengine yaklaştırmak mümkündür. Cilde uygun  renk tonlarıyla  yapılan uygulamalarda  başarılı sonuçlar elde edilir.  

Bu işlemden önce, kamuflaj yapılacak bölge lokal anestezik bir kremle  uyuşturulur. Depigmentasyonların makyajı  için gereken  süre, cilt tipine göre 1-2 saat kadardır. Bu sürenin 30-45 dakikası lokal anestezi için beklemekle geçer.

Depigmentasyon  için yapılan kalıcı makyajdan sonra güneşten sakınılmalıdır. Güneşe kısa sürelerle çıkılacak olsa bile,  çok yüksek  faktörlü (45 veya 60) güneşten koruyucu kremler  kullanılması gerekir .

KALICI MAKYAJLA İLGİLİ DİĞER KONULAR;

Rengin oturması:
Kalıcı makyajın  cilt içinde tam olarak olgunlaşması iki hafta kadar sürer.  İyileşme sürecinde, cilt üzerinde yeni bir  deri tabakası oluşacağı için,  özellikle dudaklarda renk solgun görünebilir. Bu geçici durum yanıltıcı olabilir ve hasta kalıcı makyajın başarılı olmadığını düşünebilir. 

Kaş ve eye liner  uygulamasında ise tam tersi olabilir. Yani kalıcı  makyajın yapıldığı ilk gün ve onu takip eden birkaç gün süreyle  renk çok koyu  görünür.  Çünkü pigment cilt içinde okside olarak koyu bir renk alır. Bu  da geçicidir. 15 gün ile  1 ay  arasında bir süre içinde renk istenilen haline kavuşur.

Komplikasyon olasılığı:
Kalıcı makyaj steril şartlarda ve  bilinçli bir şekilde yapıldığı  takdirde hiçbir riski  yoktur. Uygulama temiz ve iyi aydınlatılmış bir ortamda,  steril iğneler  ve pigmentlerle, deneyimli bir uzman  tarafından yapılmalıdır. 

Allerjik reaksiyon eğilimi olan ciltlere önce test yapılır. Bunun için derinin  göze batmayacak herhangi bir yerinde işlem yapılarak, tepkisi iki hafta gözlenir.

Uçuk çıkarma ihtimali  olan dudaklara, kalıcı makyaj yapılmadan bir hafta önce,  bir hazırlık tedavisi  uygulanır.

Açık renkli, hassas veya kılcal damarları yüzeyde olan ciltlerde,  hafif kanama görülebilir ama  hemen geçer. Bu nedenle aspirin veya benzeri kanı sulandıran  ilaçların, makyajdan birkaç gün önce kesilmesi daha uygun olur.

Acı verir mi ?
Esasında acıdan bahsedilemez.  Uygulama yapılırken makinenin titreşimi biraz   tedirgin eder. Bu his özellikle eye-liner uygulamasında  oluşur. Kaşlardaki uygulama sırasında hissedilen rahatsızlık, ancak cımbızla kaş alındığı zaman  duyulan rahatsızlık  kadardır.

Anestezi:
Kalıcı makyaj öncesinde, lokal anestezik  bir kremle  uyuşturma yapılır.  Bu hazırlık  duyarlığı en az seviyeye  indirir. Dudak kontürü uygulamalarında,  doktor uygun görürse, enjeksiyonla uyuşturma  yapılabilir.

Kızarıklık ve yanma:
Uygulamadan sonra; hafif bir yanma hissi, geçici bir kızarıklık  veya hafif  şişkinlik görülebilir. Bu tepkiler doğaldır. Buzla kompres yapılarak kısa sürede geçirilir. 

Pigment kabukları:
Kalıcı makyaj uygulamasından sonraki bir- iki gün içinde,  işlem yapılan bölgede pigment  kabukları oluşur.
Bunlar genellikle gözle  fark edilmez ama elle hissedilebilir. Bu kabuklar  bir hafta içinde kendi kendine dökülür. Kabuklar elle  kopartılırsa  renk boşluklarına  neden olur.

BİRKAÇ GÜN BUNLARI YAPMAYIN!

Su  ile temas:

Kalıcı makyaj yapılan yerlere bir süre su değdirilmemesi gerekir. Bu süre cilt tipine bağlı olarak değişir.  İki hafta kadar sauna, hamam gibi sıcak ve buharlı ortamlardan uzak durulur.

Kendi haline bırakın
Kalıcı makyaj uygulanan  yerler kendi haline bırakılmalıdır.  Bu bölgelere, kabuklar düşünceye kadar vazelin içeren yağlı kremler sürülmez.  Vazelin,  yağlı  kremler veya  pomadlar makyajın normalden daha  çabuk silinmesine  neden olabilir. Pigment kabukları hastayı  çok rahatsız edecek olursa sıvı gliserin sürülebilir.

Peeling tedavileri:
Cildi yenilemek için kullanılan, Alfa ve Beta hidroksi asitli  kremler veya cildin rengini açan  Hidrokinon’lu kremler,  uygulama yapılan bölgelere sürülmemelidir. Kalıcı makyaj  pigmentleri cilt tabakasının hemen altında olduğu için, cildin soyulması ve  yenilenmesi, pigmentleri cildin yüzeyine daha çabuk  yaklaştırır.  Bu da işlemin kalıcılık süresini azaltır.

Güneş ve solaryum:
Yanan cilt soyularak yenilenince   pigmentlerin kalıcılık süresi kısalır. Bu nedenle, kalıcı makyaj uygulanan bölgelere yüksek koruma faktörlü krem sürmeden, güneşe çıkılmamalı ve  solaryum kullanılmamalıdır.

Depigmentasyon  için yapılan kalıcı makyajın korunması ise daha fazla özen gerektirir.  Derinin soyulmasının ötesinde, güneş etkisiyle ciltte oluşacak en küçük renk değişikliği,  görüntünün dengesini bozar. Lekeleri kamufle etmek için yapılan makyajın hiçbir anlamı kalmaz.  Güneşle karşılaşmak zorunlu olduğunda, çok yüksek  faktörlü (45 veya 60) kremlerin  kullanılması gerekir.

KALICI MAKYAJIN ‘’KALICILIK’’ SÜRESİ
Kalıcı makyajın ömrü genel olarak 1-5 yıl  arasındadır.Ancak bu süre, kişinin cilt yapısına, yaşına ve  yaşadığı çevreye göre değişir.  Deri  altına enjekte edilen renkli pigmentler, cilt yenilendikçe azalır, solar  ve sonunda  tükenir.  Bu nedenle kalıcı makyaja  belli aralıklarla rötuş yapılması  gerekir.

Açık renkli ciltler,  esmer ciltlerden daha  hızlı yenilenir.  Bunun  doğal bir sonucu olarak,  kalıcı makyaj daha kısa sürede  azalır.  Esmer  ciltler bu açıdan daha şanslıdır.  Ayrıca yaş ilerledikçe cildin yenilenmesi yavaşladığından, kalıcı makyajın ömrü uzar.

Allerjik ciltlerde ve seboreik dermatit hastalarında ciltte devamlı pullanma ve yenilenme olduğu için,  kalıcı makyajın dayanma süresi  daha kısa olur.

KALICI  MAKYAJIN ÇIKARILMASI
Kalıcı makyajı çıkarmak, yapmaktan daha güç ve zahmetlidir.  Bu konuda makyajın ne zaman  yapıldığı, hangi derinlikte olduğu  ve ne tür pigmentler kullanıldığı belirleyici olur.  Kalıcı makyajı çıkarmak için değişik yöntemler kullanılabilir.

BÜYÜK  BİR AYRICALIK !
Bu bölümden anlaşılacağı gibi, kalıcı makyaj biraz zahmetli bir iştir.  Ancak, göze alınıp da bir-iki hafta  özveride bulunulursa, birçok kusuru giderebildiği gibi, harika da bir özgürlük olanağı sağlar. Nezle de olsanız, ağzınızı burnunuzu silip, yüzünüzü de yıkasanız; makyajınız hep yerli yerinde kalır.  Ve telefon çaldığında çıkmaya hazırsınız ! Veya kampta, dağda, doğada hep bakımlısınız!  Üstelik de nazlanmayan, bekletmeyen ve aynaya bağımlı olmayan bir cazibe hep sizinle… Sayısız kadın bu ayrıcalığı yaşıyor.

Dr. Yasemin Fatih Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato'ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Perşembe, Ağustos 14, 2008 · Kategori: Önce sağlık/güneş sorunu

Güneşten korunmak zorundayız!

“ANTI AGING” ÖNCELİKLE GUNEŞTEN KORUNMAKTIR

Bu yıl yine sıcak bir yaz geçiriyoruz. Önceki yıllarda cildimizi lekelerle doldurmayı başaran güneş acaba bu yıl nelere mal olacak? Tedbiri elden bıraktığımız anda alnımız, burnumuz, omuzlarımız hemen kıpkırmızı oluveriyor. Zaten en çabuk yaşlanan, kırışan, sarkan, lekelenen yerlerimiz tam da güneşle göz göze gelen bu organlarımız değil mi? Hatırlatmakta yarar görüyorum;  50’li yaşlarda ortaya çıkan derin kırışıklıkların büyük bölümü, gençliğimizde maruz kaldığımız güneş ışınlarının sonuçlarıdır. Ama şimdiki gençler güneşten korunmazlarsa, ellilerine kadar tazeliklerini koruyabileceklerini sanmıyorum. Çünkü güneş artık çok daha acımasız.. 

PHOTO AGING
Photo-aging” yaşa değil, güneşe bağlı yaşlanmaya verilen addır. Doğal seyrinde yaşlanan deriler,
renklerini, yumuşaklığını kaybetmezler ve kırışıkları hafif, ince çizgiler halindedir. Fazla güneşlenen insanların cildi ise zamanla kalınlaşır, sertleşir ve kırışık çizgileri derinleşir. Çünkü güneş ışınları cildi gergin, esnek ve pürüzsüz tutan doğal yapıyı bozar ve photo-aging belirtileri oluşur..

Yani;
•    Köselemsi, kalın bir deri
•    Kahverengi veya  beyaz lekeler.
•    Erkenden başlayan derin kırışıklıklar
•    Kuruluk

•    Cilt renginde ve tonunda düzensizlik,
•    Donuklaşan ten rengi 
•    Beyaz ve sarı ırkta  sapsarı yüzler
•    Zenci ırkta  küllü bir renk
•    Görünür porlar
•    Cildin en küçük bir  tahrişte morarması
•    Yüzdeki kılcal damarların bir örümcek ağı gibi görünmesi
•    En büyük tehlike ise deri kanserleridir!

Örneğin kulak arkası, bikini içindeki deriler güneş görmeyen yerlerimizdir. Dikkat ederseniz bu yerler sadece yaşa bağlı olarak yaşlanırlar. Oysa açıkta kalan cildimizin başına gelenler Photoaging’den başka bir şey değildir. Güneşten korunabilseydik, yüzümüz, dekoltemiz, omuzlarımız, kollarımız da kapalı yerlerimiz kadar pürüzsüz kalabilirdi..

GÜNEŞTEN UZAK DURUN!
Cildi zamanından önce yıpratan dış etkenler içinde en önemlisi güneş ışınlarıdır. Güneş, hücreleri yiyip bitiren serbest radikalleri çoğaltır ve aktifleştirir. Bunlar hücrelerin merkezine, DNA’nın faaliyetine zarar verirler ve ciltteki kollajeni sömürmeye, cilt hücrelerindeki yağı parçalamaya başlarlar. Sonuçta Photo Aging adını verdiğimiz belirtiler oluşur. Ne yazık ki,  güzellik salonlarını, estetik merkezlerini meşgul eden işlemlerin büyük çoğunluğu güneş hasarları ile ilgilidir.

Dr. Yasemin Fatih Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato'ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Perşembe, Ağustos 14, 2008 · Kategori: Doğadan..

Domates ile sihirli güzellik maskeleri..

LİKOPEN MUCİZESİ..


Domates bir sağlık ve güzellik hazinesidir. Vücut direncini arttıran, cildi güzelleştiren, yaşlanmayı önleyen en önemli gıdalar arasında yer alır.


Domateste bulunan likopen maddesi, bilinen en etkili antioksidandır. Birçok besinin aksine, domates piştikçe değeri artar ve özellikle zeytinyağıyla birlikte tüketildiği zaman vücut tarafından daha kolay sindirilir.


Domates cildimiz için de çok yararlıdır. Cilt hücreleri arasındaki bağları kuvvetlendirir ve güneş hasarlarını önler. Halk içinde arı sokmasında, vücuda batan diken ve camların çıkarılmasında, nasır ve siğilin temizlenmesinde, sarılık hastalığında, ateş ve güneş yanıklarında yaygın olarak kullanılır. Domates tüm vücudumuzdaki nemin korunmasına yardımcı olur. Kış veya yaz günde 1 domates veya 1 kaşık salça tüketmek en az 8 bardak su içmek kadar yararlıdır.

DOMATES MASKESİ AKNELERİ ÖNLER
Cildiniz yağlı ise domates maskesi tam sizin içindir!  Özellikle komedonlar (siyah noktalar) ve akneleri etkin bir şekilde iyileştirir. Çünkü domates sebum (yağ) salgısını dengeler ve hafif bir peeling sağlar. Yüzünüzde bir sivilce mi başlıyor, hemen üzerine biraz domates salçası sürün. Ağrısı geçer ve hızla iyileşir.

* Domates maskelerini ne şekilde uyguladığınız çok da önemli değildir. Bir domatesi ortadan kesip yüzünüze sürebileceğiniz gibi, rendeleyebilir yahut bir kaşık dolusu domates püresi veya salça da kullanabilirsiniz.

* Ardından 10-15 dakika kadar bekleyin ki, domatesin özü cildinize iyice nüfuz etsin.
* Sonra bir dilim domatesle hafifçe yüzünüzü ovun. Çünkü domates hafif bir peelinge de yardımcı olur.
*Süre dolunca, yüzünüzü ılık su ile hafifçe yıkayın. Yüzünüzdeki beli belirsiz domates kalıntıları cildinizin PH ını dengelemeye devam eder..

* Cildiniz kuruysa, domatesin içine biraz zeytinyağı karıştırın. Yine aynı şekilde 10-15 dakika bekleyin ve sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın.

Domates maskesi yaptığınızda cildinizde tatlı bir kıpırtı hissedebilirsiniz. Ancak bu yanmaya dönüşürse hemen yıkayın. Çünkü bazı insanların domatese karşı alerjisi vardır.

 Dr. Yasemin Fatih Amato
Yasemen Cit ve Estetik Merkezi- İzmir
Tel: 0.232.422 71 03
http://www.yasemen.org/

NOT: Bu yazıdan yararlanmak istiyorsanız lütfen Dr. Yasemin F. Amato'ya ait olduğunu belirtiniz ve kaynak gösteriniz.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Pazartesi, Ağustos 11, 2008 · Kategori: Kilo kontrolü

Kilo kontrolü, hayaller ve gerçekler..

Kilom ve ben !

İdeal kilomuz nedir, ne olmalıdır, vücut kitle endeksi hesaplamaları bize nereye kadar yardımcı olabilir? Bütün bunlara bir çırpıda cevap vermek kolay değildir. “Hastalık yok hasta var”; “Şişmanlık yok, şişman kişi var” desem acaba kendimi ifade edebilecek miyim?

Esasında şişmanlık ve zayıflığı nasıl ölçeceğimizi tam olarak bilmiyoruz. VKİ genel olarak doğru sonuç verir. Ama herkesin vücut yapısı farklıdır. Normal kilo yada sağlık ile estetiğin kesişme noktası herkese göre değişir.  Bu konu tamamen kişiye özel olarak değerlendirmelidir. Yaşa, cinse, beden tipine göre herkesin ayrı bir gerçeği, kendine ait normallik sınırları vardır.

>> Devamını okuyun

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »